Home | Contact
     ISSN 2149-2042
     e-ISSN 2149-4606
 
 
 
Volume : 35 Issue : 1 Year : 2020



Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print




Index














Membership




Applications



 
Medeniyet Med J: 27 (2)
Volume: 27  Issue: 2 - 2012
Hide Abstracts | << Back
CLINICAL RESEARCH
1.Göztepe Training and Research Hospital-Disabled Children Committee -2010 data
Şaziye Senem Başgül, Sema Saltık
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.045  Pages 45 - 49
Ülkemizde birçok çocuk ve genç sosyal ve eğitsel haklarından yararlanabilmek için hastanelerdeki “özürlü sağlık kurullarına” başvurmaktadır. Bu kuruldan özürlü yönetmeliğinde yer alan özür oranları cetvelinde bulunan özür oranlarına göre yüzde (%) içeren sağlık kurulu raporu alırlar. Çalışma-mızda Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2010 yılındaki Özürlü Çocuk Heyeti'nin sonuçları irdelenmiştir.
In our country, many children and youth apply to “the health board for the disabled" in hospitals to get their social and educational rights. At these committees, they will receive health board reports including disability rates (%) according to regulation for the handicapped. In our study, the results from the health board for the disabled children at Goztepe Training and Research Hospital related to year 2010 were investigated.

2.Complications of central blocks: A prospective study
Serkan Doğru, Hatice Yılmaz Doğru
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.050  Pages 50 - 57
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmada elektif şartlarda opere olan, spinal, epidural veya kombine spinal-epidural anestezi uygulanan hastalarda, uygulanan tekniğin prospektif olarak komplikasyonlarının incelenmesi amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: On sekiz-60 yaş arası, ASA I-II grubu, uygulanan anestezi yöntemine göre rastgele 3 gruba ayrılan 113 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalara rejyonel anestezi öncesi hidrasyon amacıyla kristalloid solüsyonu 10 ml/kg ve premedikasyon amacıyla midazolam 0.03 mg/kg intravenöz olarak verildi. Spinal anestezi için (Grup S); Hiperbarik Bupivakain % 0.5 15 mg kullanıldı. Epidural anestezi için (Grup E); Levobupivakain 70 mg ve Fentanil 100 mcg kullanıldı. Kombine spinal-epidural anestezide (Grup K), spinal anestezi için; Levobupivakain 10 mg ve Fentanil 50 mcg, epidural anestezi için; Levobupivakain 35 mg ve Fentanil 50 mcg kullanıldı. Hastalarda duyusal blok seviyesi “Pin-Prick” testi, motor blok seviyesi “Bromage” skalası ile değerlendirildi. Rejyonel anestezi öncesi ve sonrası, preop ve operasyon sonuna kadar ilk 15 dk. süresince 5 dk.'da bir, daha sonra 10 dk.'da bir operasyon bitimine kadar SAB, DAB, OAB, KAH değerleri kaydedildi. Peroperatif ve postoperatif hemodinamik ve nörolojik komplikasyonlar, bel ağrısı, baş ağrısı, infeksiyon bulguları, kulak çınlaması, ağızda metalik tat ve kaşıntı oluşması kaydedildi. Operasyon bitiminde cerrahi süre kaydedildi.
BULGULAR: Gruplar arası karşılaştırmalarda olguların yaş, ASA değerleri ve ortalama operasyon süreleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0.05), demografik verilerin dağılımları arasında fark saptanmadı. Gruplar arası karşılaştırmalarda rejyonel anestezi öncesi SAB, 30. dk., 40. dk., 50. dk., 60. dk. DAB, rejyonel anestezi öncesi, 60. dk. OAB, 60. dk. ve 70. dk. KAH değerleri anlamlı bulundu (p<0.05). Bu çalışmada, komplikasyonlar açısından spinal anestezi grubunda; % 11,6 baş ağrısı, % 2,3 bel ağrısı, % 9,3 bulantı-kusma, % 4,7 bradikardi, % 2,3 kaşıntı, epidural anestezi grubunda; % 5,3 bel ağrısı, % 2,6 bradikardi, % 34,2 kaşıntı, kombine spinal-epidural anestezi grubunda; % 6,3 bel ağrısı, % 6,3 bradikardi, % 14,2 kaşıntı saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, üç grup içerisinde komplikasyonlar açısından % 4,4 baş ağrısı, % 4,4 bel ağrısı, % 3,5 bulantı-kusma, % 4,4 bradikardi, % 14,2 kaşıntı saptandı.
INTRODUCTION: The aim of this study is to determine the complications of spinal, epidural and combined spinal-epidural anaesthesia in patients who received elective surgery
METHODS: In this study, 113 patients, 18-60 years of age and ASA I-II, were randomized into 3 groups. Before regional anaesthesia, crystalloid solutions (10 ml/kg IV) were administered to patients for hydration and midazolam (0.03 mg/kg IV) for sedation. For spinal anaesthesia (Group S) hyperbaric bupivacaine (% 0.5 15 mg) was used. For epidural anaesthesia (Group E), 70 mg levobupivacaine and 100 mcg fentanyl were used. In combined spinal-epidural anaesthesia, 10 mg levobupivacaine and 50 mcg fentanyl for spinal anaesthesia, 35 mg levobupivacaine and 50 mcg fentanyl for epidural anaesthesia were used. Sensory block and motor block levels were evaluated by “Pin-Prick” test and “Bromage” scale respectively. Before regional anaesthesia, after regional anaesthesia and end of the surgery, the parameters SAP, DAP, MAP, HR were recorded at every 5 minutes. Peroperative and postoperative neurological complications (paraplegia, cauda equina syndrome, radiculopathy), hemodynamic complications (hypotension, syncope, bradycardia, cardiac arrest), back pain, headache, findings of infection (local, meningitis), tinnitus, metallic taste, itching were recorded. At the end of surgery, the duration of surgery was recorded.
RESULTS: While comparisons between age, ASA and operation times of groups revealed significant differences, distribution of demographic values were similar. Comparison between SAP before regional anaesthesia, and 30., 40., 50. and 60. min -DAP, MAP before regional anaesthesia, and 70., 60., and 70. min- HR values of groups were found significant (p<0.05). Rates of complications in the spinal anaesthesia group were headache (11.6 %), back pain (2.3 %), nausea-vomiting (9.3 %), bradycardia (4.7 %), itching (2.3 %), while in the epidural anaesthesia group back pain (5.3 %), bradycardia (2.6 %), and itching (34.2 %) were detected in indicated frequencies.The corresponding frequencies of these latter complications in the combined spinal-epidural anaesthesia group.were 6.3, 6.3, and 14.2 %, respectively.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this study several complications of central blocks such as headache (4.4 %), back pain (4.4 %), nausea and vomiting (3.5 %), bradycardia (4.4 %) and itching (14.2 %) were observed.

3.Levels of trace elements and oxidative parameters in Malignant Mesothelioma
Osman Evliyaoğlu, Abdurrahman Abakay, A. Çetin Tanrıkulu, Yılmaz Palanci, Cengizhan Sezgi, Hadice Şen, Mehmet Küçüköner, M. Ali Kaplan, Abdurrahman Şenyiğit
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.058  Pages 58 - 61
GİRİŞ ve AMAÇ: Malign Plevral Mezotelyoma (MPM) kötü prognoza sahip bir kanser türüdür ve hastaların yalnızca az bir kısmı tedaviden yarar görür. Eser elementler birçok hastalığın patogenezinde doğrudan veya dolaylı olarak rol oymaktadır. Bu çalışmada MPM hastalarında eser element ve oksidatif parametrelerin düzeyinin araştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Üniversite hastanesinde takip edilen 48 MPM hastası ve herhangi bir kronik hastalığı olmayan 52 kontrol olgusu çalışmaya alınmıştır. Çalışmaya 24 erkek ve 24 kadın hasta dahil edilmiştir. MPM hastalarının yaş ortalaması 55,8 yıldı. Toplam 39 hastanın asbest teması vardı (% 81,3) ve ortalama asbest temas süresi 34 yıldı. Toplam 33 hastada epitelyal tip (% 68,8) saptandı. Plevral sıvı sitolojisi ise 13 hastada pozitifti (% 27,1).
BULGULAR: Eser element seviyelerine bakıldığında Bakır (Cu) düzeyi MPM hastalarında kontrol grubuna göre yüksek saptandı. Çinko (Zn) düzeyleri arasında ise her iki grup arasında fark yoktu (Tablo 1). Ayrıca Malonil dialdehit (MDA) düzeyleri MPM grubunda yüksek ve Nitrik oksit (NO) ise MPM grubunda düşük olarak saptandı (Tablo 1).
TARTIŞMA ve SONUÇ: MPM hastalığında hastalığın takibinde ve prognozda eser element ve oksidatif parametrelerin rolleri konusunda geniş serili çalışmalara gereksinim vardır.
INTRODUCTION: Malignant pleural mesothelioma (MPM) is a type of a cancer with a poor prognosis and patients can benefit form the treatment of only partially. Trace elements play a direct or indirect role. in the pathogenesis of many diseases. In this study levels of trace elements and oxidative parameters. were analyzed in MPM patients
METHODS: Forty-eight MPM patients and 52 control cases without any chronic diseases who were followed up in our University Hospital followed were included in the study. The study included 24 male and 24 female patients. The mean age of patients with MPM were 55.8 years. Total of 39 patients had asbestos exposure (81.3 %) and mean duration of exposure to asbestos was 34 years. Total epithelial types in 33 patients (68.8 %) were detected. Pleural fluid cytology was positive in 13 patients (27.1 %).
RESULTS: Levels of copper (Cu) levels were higher than the control group in patients with MPM. Zinc (Zn) levels did not differ between the two groups (Table 1). In addition, malonyl dialdehyde (MDA) levels were higher in theMPM group, and nitric oxide (NO) was lower in the MPM group (Table 1).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The role trace element and oxidative parameters in the follow up, progression and prognosis of MPM should be investigated in larger scale studies.

4.Early results with arthroscopic repair of peripheral tears of the triangular fibrocartilage complex (Palmer Type 1B)
İsmail Bülent Özçelik, Mehmet Yazar, Berkan Mersa, Fatih Kabakas, Erden Ertürer, Sevim Purisa
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.062  Pages 62 - 67
GİRİŞ ve AMAÇ: Triangular fibrokartilaj kompleks (TFKK) hasarlanması el bileğinin ulnar taraf ağrıları ve distal radioulnar eklem instabilitesinin başlıca nedenidir. Bu çalışmada, artroskopik olarak onarılan TFKK periferik (Palmer tip 1B) yırtıklarının tedavi sonuçları retrospektif değerlendirildi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: TFKK periferik (palmer tip 1B) yırtığı nedeniyle 2007-2011 seneleri arasında başvuran ve 6 R portal 1 cm altından açılan ayrı bir portalden dışarıdan içeriye teknik ile artroskopik tamir uygulanan 11 hasta (6 erkek, 5 kadın, ortalama yaş: 27,6 (Dağılım: 19-42) değerlendirildi. Tüm hastalarda konservatif tedavi ile sonuç alınamayan el bileği ağrısı ve hareket kısıtlılığı mevcuttu. MRG (magnetik rezonans görüntüleme) incelemesinde hastaların tümünde periferik TFKK yırtığı saptandı. Yakınmaya başlama zamanları ile operasyon arasında geçen süre ortalama 16.2 (Dağılım: 4-46) ay, ameliyat sonrası ortalama takip süresi ise 11.6 (Dağılım: 6-21) aydı. Fonksiyonel değerlendirmede “Türkçe Quick DASH” ölçeği ve VAS (Görsel analog skala) kullanıldı. Ameliyat öncesi ve takip dönemine ait veriler istatistiksel olarak kıyaslandı.
BULGULAR: Ameliyat öncesi ortalama 20.45 (Dağılım: 9,09-38,63) olan Quick-DASH semptom skorlarının ameliyat sonrasında ortalama 4.33’e gerilediği (Dağılım: 2,27-9,09) saptandı. Ameliyat öncesi VAS değerleri ortalaması 6.53 (Dağılım: 4,5-8,2) olup, ameliyat sonrası bu değer 1.48 (Dağılım: 0,3-3,1) olarak bulundu. Sonuçlar arasında istatistiksel açıdan ileri derecede anlamlı fark mevcuttu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Artroskopik teknikle minimal hasarlanma ile TFKK tamiri yapılabilmekte; eklemin tüm yapılarının daha iyi görüntülenmesi ve değerlendirilmesi sağlanabilmektedir. 6 R portalin 1 cm altında açılan portalden uygulanan dışarıdan içeriye dikiş tekniği ulnar sinir yüzeyel dalının etkilenme olasılığının olmadığı minimal travmatik yöntemdir. Bu yöntem ile DRUE instabilitesi ve ameliyat öncesi ağrı yakınmalarının anlamlı olarak giderilmesi olasıdır.
INTRODUCTION: Injury to the triangular fibrocartilage complex (TFCC) is one the major causes of ulnar sided wrist pain and distal radioulnar joint instability. In this study, the results of arthroscopic repair of peripheral (Palmer Type 1) TFCC tears were retrospectively analyzed.
METHODS: The results of eleven patients (6 males, 5 females, mean age: 27.6 years (range: 19-42 yrs)) who presented with peripheral (Palmer type 1B) TFCC tears and underwent arthroscopic repair between 2008-2011 using a separate portal opened 1 cm below the 6R portal and outside-in suture technique were retrospectively analyzed. All patients had wrist pain and limited range of motion that did not respond to conservative treatment. MRI (Magnetic resonance imaging) revealed peripheral TFCC tear in all patients. Mean interval between onset of symptoms and surgery was 16.2 (range: 4-46) months, and mean follow up after surgery was 11.6 months (range: 6-21 months). Functional assessment was made with “Quick DASH in Turkish” and VAS (Visual Analog Scale). Preoperative and follow up data were statistically compared.
RESULTS: Mean Quick DASH symptom scores decreased from 20.45 (range: 9.09-38.63) before surgery to 4.33 (range: 2.27-9.09) after surgery. Mean VAS decreased from 6.53 (4.5-8.2) before surgery decreased to 1.48 (range: 0.3-3.1) after surgery. The difference between the results were statistically highly significant.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Arthroscopy enables repair of the TFCC with minimal injury, allows better visualization and evaluation of all joint structures. The outside- in suture technique applied from a portal opened 1 cm below the 6R portal is a minimally traumatic method where injury to the superficial branch of the ulnar nerve is not a possibility. Using this technique, significant reduction in DRUJ instability and preoperative pain can be achieved.

CASE REPORTS
5.A papillary thyroid carcinoma arising from inside the thyroglossal duct
Gül Özbilen Acar, Osman Halit Çam, Muhammet Tekin, Osman İlkay Özdamar, Tülay Zenginkinet
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.068  Pages 68 - 71
Tiroglossal kanal kisti tiroid glandın dil kökünden boyuna doğru olan embriyolojik göçü sırasında bu kanalın patent kalmasıyla oluşan konjenital bir oluşumdur. Bu göç fetal yaşamın 7. haftasında gerçekleşir. Bu kanaldan malignite gelişme oranı çok düşük olmakla birlikte, en sık karşılaşılan malign tümör papiller tiroid karsinomdur.
Bu çalışmamızda, boyunda orta hatta kitle ile prezente olan ve operasyon sonrasında yapılan histopatolojik değerlendirme sonucu tiroglossal kanal kisti içinden köken alan papiller tirod karsinomu tespit edilen 48 yaşındaki kadın hastamızı literatür eşliğinde sunduk.
Thyroglossal duct cyst is a congenital patent duct remnant during embryological migration of thyroid gland from tongue to neck via foramen ceacum. This migration starts during the 7th gestational week. Malignancy arising from this duct is very rare. In case of malignancy, the most probable diagnosis is papillary thyroid carcinoma.
In this paper we discuss a 48-year-old female patient who referred to our clinic with a midline neck mass whose histopatological evaluation diagnosed this mass as a papillary thyroid carcinoma arising from the thyroglossal canal cyst

6.Two patients with DYKE-Davidoff-Masson syndrome
Fatma Candan, Sevda Gökçeer, Nihal Işık, Fatma Akyan, İlknur Aydın Cantürk, Semra Arı
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.072  Pages 72 - 76
Bu çalışmada dirençli konvülziyon, serebral hemiatrofi, kontralateral hemiparezi, sinüslerde hiperpnömatizasyon ve dirençli nöbet nedeniyle takip ettiğimiz Dyke- Davidoff-Mason Sendromu (DDMS) tanısı konan iki hasta etiyoloji, klinik, radyolojik özellik ve tedavi açısından gözden geçirildi.
In this study, two patients with cerebral hemiatrophy, contralateral hemiparesia, hyperpneumatisation of synisus and drug resistant epileptic seizures were diagnosed as having Dyke- Davidoff-Mason Syndrome (DDMS) and both patients were evaluated as for clinical, radiological and etiological aspects of the disease and the responses to the treatment were determined.

7.Robotic radical hysterectomy: Initial experience with the “da Vinci Robotic surgical system”
Levent Yaşar, Murat Ekin, Hüseyin Cengiz, Cihan Kaya, Sema Süzen
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.077  Pages 77 - 79
Jinekolojik cerrahide da Vinci robotik cerrahi sistemi (Intuitive Surgical Corporation, Sunnyvale, CA) artan hızla kullanılmaya başlanmıştır. Robotik teknoloji; yapılan cerrahide artmış hız, el becerilerinin artmış kullanımı ve hızlı sütürasyon gibi avantajlarıyla konvansiyonel laparoskopiye göre daha az hata sayısı ile çok çeşitli üstünlükler sağlamaktadır. Bu makalemizde Evre 1 serviks kanseri olan bir hastamıza da Vinci robotu ile yaptığımız ilk ameliyat olan radikal histerektomiyi sunuyoruz.
The da Vinci Robotic surgical system (Intuitive Surgical Corporation, Sunnyvale, CA,USA) has been used at an accelerated pace in gynecological surgery. Robotic technology, provides a wide variety of advantages shorter duration of the surgery, increased use of hand skills, rapid suturing, lesser number of errors relative to the conventional laparoscopy. In this report we presented our first experience of radical hysterectomy with the da Vinci robotic surgical system performed on a patient with stage 1 cervical cancer.

8.Bilateral elastofibroma dorsi: A case report
İstemi Yücel, Kazım Solak, Mehmet Arıcan, Kutay Engin Özturan
doi: 10.5222/J.GOZTEPETRH.2012.080  Pages 80 - 85
Elastofibroma dorsi, sıklıkla göğüs duvarının subskapular bölgesinde görülen, kapsülsüz olduğu için sınırları iyi ayırt edilemeyen, nadir görülen, fibröz dokudan kaynaklanıp yavaş büyüme eğiliminde olan yumuşak doku tümörüdür. Etyolojisi tam olarak tanımlanamamıştır. Sıklıkla skapulanın alt köşesinde latissimus dorsi ile serratus anterior kasları arasında, toraks duvarının periostuna yapışık olarak bulunur.
Bu çalışmada, klinik yakınmaları olan ve cerrahi tedavi uyguladığımız bilateral elastofibroma dorsi tanısı alan bir hasta sunulmuştur.
Elastofibroma dorsi, a rare soft tissue tumor often seen in the subscapular chest wall, is unencapsulated with indistinguishable borders, and originates from fibrous tissue and tends to grow slowly. Its etiology is not identified fully. It is commonly seen on the inferior corner of the scapula adherent to the chest wall between latissimus dorsi and serratus anterior muscles.
In this study a case of bilateral elastofibroma dorsi in a female patient which was treated surgically is presented.




 

  Copyright © 2019 MEDJ All Rights Reserved