INTRODUCTION: In ambulatory practice measurement of blood ketone bodies is indicated in all diabetic patients, especially in cases of symptomatic and/or unusual hyperglycemia (capillary blood glucose (CBG) > 250 mg/dl). However, little is known about ketonemia in type 2 diabetes. The aim of the present study was to assess prevalence of asymptomatic ketonemia and ketonuria in patients with hyperglycemic type 2 diabetic.
METHODS: Fasting capillary blood glucose (CBG) and capillary ketone levels (beta-hydroxybutyrate) of 441 patients with Type 2 diabetes (female, 301; male 140; mean age, 55.6±10.2 years), who were consecutively enrolled in the study, were measured, and presence of ketone in urine was determined. Patients were divided into two groups; CBG ≤250 mg/dL and CBG >250 mg/dL. The prevalence of ketonemia and ketonuria and other clinical parameters were compared in two groups. A blood ketone level of >0.5 mmol/L was considered as positive ketonemia.
RESULTS: Prevalence of asymptomatic ketonemia and ketonuria was 1.8 % and 3.4 %, respectively. In group with CBG >250 mg/dL, the prevalence of ketonemia and ketonuria and mean ketone levels were higher than in group with CBG ≤250 mg/dL (5.7 % vs. 0.6 %, p<0.01; 10.4 % vs. 1.2 %, p<0.01 and 0.22±0.24 mmol/L vs. 0.17±0.08 mmol/L, p<0.05, respectively). Ketonemia was positively correlated with triglyceride levels (r=0.102, p=0.033) and waist circumference (r=0.096, p=0.043).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Routine monitoring of ketonomia is clinically significant in type 2 diabetic patients with hyperglycemia, even if they are asymptomatic.
Keywords: Ketonemia, ketonuria, prevalence, type 2 diabete
GİRİŞ ve AMAÇ: Günlük pratikte semptomatik ve/veya yüksek glisemili (kapiller glisemi düzeyi > 250 mg/dL) tüm diyabetli hastalarda kan keton düzeylerinin ölçülmesi gerektiği bildirilmektedir. Bununla birlikte tip 2 diyabetli hastalarda ketoneminin önemi hakkında az şey bilinmektedir. Bu çalışmada yüksek glisemili tip 2 diyabetli hastalarda asemptomatik ketonemi ve ketonüri sıklığınının araştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya ardışık olarak alınan 441 tip 2 diyabetli hastanın (301 kadın, 140 erkek, ortalama yaş: 55.6±10.2 yıl, ortalama diyabet süresi: 6.98±6.74, ortalama A1c: 8.55±2.34) açlık kapiller kan glukozu (KKG) ve kapiller keton düzeyleri (beta-hidroksibütirat) ölçüldü, idrarda keton varlığı belirlendi. Hastalar KKG ≤250 mg/dL ve KKG >250 mg/dL olan 2 gruba ayrıldı. Gruplar ketonemi ve ketonüri sıklığına ve diğer klinik özelliklerine göre karşılaştırıldı. Kan keton düzeylerinin >0.5 mmol/L bulunması ketonemi için pozitif olarak kabul edildi.
BULGULAR: Asemptomatik ketonemi ve ketonüri sıklığı sırasıyla % 1.8 ve % 3.4 idi. KKG >250 mg/dL olan grupta ketonemi, ketonüri sıklığı ve ortalama keton düzeyleri KKG ≤250 mg/dL olan gruba göre yüksek bulundu (sırasıyla % 5.7’ye karşılık % 0.6, p<0.01, % 10.4’e karşılık % 1.2, p<0.01 ve 0.22±0.24 mmol/L’ye karşılık 0.17±0.08 mmol/L, p<0.05). Ketonemi trigliserit (r=0.102, p=0.033) ve bel çevresi (r=0.096, p=0.043) ile pozitif korelasyon gösterdi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada yüksek glisemili tip 2 diyabetik hastaların asemptomatik dahi olsalar ketonemi için rutin tetkik edilmeleri gerektiği klinik olarak anlamlı bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler: Ketonemi, ketonüri, prevalans, tip 2 diyabet